Türkiye Startup Hukuku
TÜRKİYE’DE GİRİŞİM (STARTUP) HUKUKU
Kuruluştan Çıkışa: Mevzuat, Teşvikler ve Yatırım Süreçleri
ÖZET
Türkiye’nin girişimcilik ekosistemi son on yılda hızlı bir olgunlaşma sürecine girmiştir. Bu süreçte devletin sunduğu teşvik mekanizmaları genişlemiş, yatırım araçları çeşitlenmiş ve girişim hukuku özgün bir uygulama alanı olarak şekillenmeye başlamıştır. Bu makalede; Türkiye’de startup kurulumunda doğru şirket yapısının seçimi, fikrî mülkiyetin korunması, yatırım süreçlerinde kullanılan hukuki araçlar (SAFE, term sheet, hissedarlar sözleşmesi, vesting), devlet teşvikleri (TÜBİTAK, KOSGEB, teknokent vergi avantajları), yeni yürürlüğe giren Teknogirişim Rozeti düzenlemesi ve çıkış stratejileri hukuki çerçevesiyle ele alınmaktadır.
I. GİRİŞ: TÜRKİYE’DE GİRİŞİMCİLİK EKOSİSTEMİ
Türkiye’nin girişimcilik ekosistemi 2024 yılında 77,6 milyon dolarlık yatırım hacmiyle küresel ölçekte dikkat çeken bir büyüme sergilemiştir. İstanbul, Avrupa’nın en aktif girişim merkezleri arasındaki konumunu korurken yapay zekâ, fintech ve oyun sektörleri en fazla yatırım çeken alanlar olmuştur. Bu büyüme yalnızca ekonomik değil; hukuki bir dönüşümü de beraberinde getirmektedir.
Girişim hukuku; şirketler hukuku, fikrî mülkiyet hukuku, iş hukuku, vergi hukuku, sermaye piyasası hukuku ve veri koruma hukukunu bünyesinde barındıran multidisipliner bir alandır. Bir startup kurarken verilen her karar —şirket türünden hisse dağılımına, teşvik seçiminden yatırım sözleşmesine kadar— ilerleyen süreçte geri dönülmesi son derece güç sonuçlar doğurabilmektedir. Bu makalenin amacı; Türkiye’de girişim kurmayı düşünen ya da yatırım almaya hazırlanan kurucular için hukuki çerçeveyi sistematik biçimde ortaya koymaktır.
II. DOĞRU ŞİRKET YAPISININ SEÇİMİ
A. Anonim Şirket mi, Limited Şirket mi?
Türkiye’de startup kurucularının en sık sorduğu ilk soru budur. Her iki yapı da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) çerçevesinde kurulabilmekte; ancak yatırım alınabilirlik, hisse devri esnekliği ve imtiyazlı pay oluşturma bakımından önemli farklılıklar taşımaktadır.
Anonim şirket (A.Ş.), ciddi yatırım almayı hedefleyen girişimler için neredeyse istisnasız tercih edilmektedir. Bunun başlıca nedenleri şunlardır: Türkiye’deki tüm ciddi girişim sermayesi (VC) ve melek yatırımcılar A.Ş. yapısını beklemektedir. Ayrıca A.Ş.’de imtiyazlı pay sınıfları (A, B, C serisi) oluşturulabilmekte; bu yapı yatırım turlarını kolaylaştırmaktadır. Hisse senetleri kıymetli evrak niteliği taşıdığından devir esnekliği yüksektir. Bunlara ek olarak ESOP ve vesting mekanizmaları A.Ş. yapısında çok daha işlevsel biçimde kurgulanabilmektedir.
Limited şirket ise kurulum maliyeti ve işletme yükü bakımından daha hafif bir yapı sunmakla birlikte, pay devirlerinin noter onayına tabi olması ve pay senedi çıkarma imkânının bulunmaması nedeniyle yatırım süreçlerinde ciddi kısıtlar yaratmaktadır.
B. Ana Sözleşmenin Stratejik Önemi
Ana sözleşme, şirketin anayasasıdır. Startup ekosisteminde ana sözleşme yalnızca ticaret siciline tescil için değil; gelecekteki yatırımcılara, potansiyel iş ortaklarına ve çalışanlara sunulacak bir ayna işlevi görür. Bu nedenle ana sözleşmede şu unsurların titizlikle kurgulanması gerekir: faaliyet konusunun pivot (iş modeli değişikliği) ihtimallerine karşı geniş tutulması; pay devir kısıtlamaları (TTK m. 490 vd.); imtiyazlı pay sınıflarının yasal çerçevesi; ve ilerideki yatırım turlarında oy haklarının nasıl işleyeceğine dair düzenlemeler.
Dikkat: Standart şablondan üretilen ana sözleşme, ilerleyen yatırım turlarında değiştirilmesi zor ve maliyetli bir engele dönüşebilir. Başlangıçta uzman hukuki danışmanlık alınarak hazırlanan ana sözleşme, en değerli kuruluş yatırımıdır.
III. FİKRÎ MÜLKİYETİN KORUNMASI: STARTUPin GERÇEK DEĞERİ
A. IP Devir Sözleşmesi: Kurucunun İlk Adımı
Bir startup’ın en değerli varlığı çoğu zaman fiziksek değil; yazılım, algoritma, marka, tasarım ve iş süreci bilgisidir. Kurucu ortakların kurulumdan önce ya da kuruluşla eş zamanlı olarak tüm fikrî mülkiyet haklarını bir IP devir sözleşmesiyle şirket tüzel kişiliğine devretmesi zorunludur. Bu yapılmadığında, bir kurucu ortağın ayrılması durumunda şirketin temel varlıkları anlaşmazlık konusu haline gelebilir ve bu durum yatırımcılar için kırmızı bayrak oluşturur.
B. Yazılım ve Marka Koruması
Yazılıma patent alınamayacağı 551 sayılı KHK’da açıkça belirtilmiştir; ancak bu yazılımların korumasız kaldığı anlamına gelmez. 5846 sayılı FSEK kapsamında yazılımlar üzerinde telif hakkı sahipliği doğmakta; tescile gerek kalmaksızın koruma başlamaktadır. Bu nedenle kaynak kodlarının kimin tarafından ve hangi statüde (çalışan, danışman, freelancer) yazıldığının belgelenmesi kritik önem taşımaktadır.
Marka ve tasarım tescili ise 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) kapsamında TÜRKPATENT nezdinde yapılmaktadır. Birçok startup, henüz erken aşamada logosunu ve ürün adını tescil ettirmeyi ihmal etmekte; bu ihmal ilerleyen aşamada rakip tescil başvurularıyla ciddi hukuki ve ticari zararlara neden olmaktadır.
Faydalı model, özellikle mühendislik veya donanım odaklı startup’lar için değerlidir. Yeni ve sanayiye uygulanabilir buluşlara on yıllık koruma sağlayan faydalı model, incelemesiz başvuru seçeneği nedeniyle tescil süreci patent başvurusuna kıyasla daha hızlıdır.
IV. YATIRIM SÜRECİ: HUKUKI ARAÇLAR VE TEMEL KAVRAMLAR
A. Term Sheet (Niyet Mektubu)
Yatırım sürecinin ilk belgesi olan term sheet, yatırımın çerçevesini çizen ön mutabakattır. Hukuki bağlayıcılığı kısmen tartışmalı olmakla birlikte, gizlilik ve münhasırlık (exclusivity) hükümleri çoğu zaman bağlayıcı nitelik taşımaktadır. Term sheet; yatırım tutarını, pre-money değerlemeyi, pay sınıfını, yönetim kurulu yapısını ve taşıma haklarını (tag-along, drag-along) içerir.
B. SAFE (Simple Agreement for Future Equity)
SAFE, Silicon Vadisi’nde Y Combinator tarafından geliştirilen ve erken aşama yatırımlarda hisse dönüşümünü ileriki bir tura bırakan esnek bir yatırım aracıdır. Türk hukukunda SAFE için ayrı bir düzenleme bulunmamakla birlikte TBK m. 184 vd. kapsamında ön sözleşme olarak kurgulanabilmektedir. Valuation cap ve discount rate gibi temel parametrelerin hukuki geçerliliğinin her somut olayda değerlendirilmesi gereklidir.
SAFE’in Türkiye’deki uygulamasında dikkat edilmesi gereken kritik bir husus bulunmaktadır: SAFE dönüşümü sırasında oluşacak pay seyrelmesi ve bu seyreltmenin kurucu ortakları nasıl etkileyeceği önceden hesaplanmış olmalıdır. Ayrıca sermaye artırım işleminin tescil süresi göz önünde tutularak yatırım kapanış takvimi gerçekçi biçimde planlanmalıdır.
C. Hissedarlar Sözleşmesi (Shareholders Agreement)
Hissedarlar sözleşmesi, şirketin anayasasının ötesinde; ortaklar arasındaki ilişkinin gerçek kurallarını belirleyen gizli bir belgedir. Türkiye’deki tüm ciddi yatırımcılar bu belgeyi talep etmektedir. Hissedarlar sözleşmesinde yer alması gereken temel hükümler şunlardır:
- Vesting ve cliff: Kurucu ortakların hisselerini belirli bir takvime göre hak etmesi (standart: 4 yıl toplam, 1 yıl cliff)
- Ön alım hakkı (ROFR): Bir ortağın hissesini üçüncü kişiye satmadan önce diğer ortaklara önce teklif etme yükümlülüğü
- Tag-along (birlikte satış): Büyük hissedar satışa geçtiğinde küçük hissedarın aynı şartlarda satış hakkı
- Drag-along (sürükleme): Belirli çoğunluğun karar verdiği bir satışta azınlığı bağlama hakkı
- Anti-dilüsyon (seyreltme karşıtı koruma): Sonraki turlarda daha düşük değerlemeyle yatırım yapılması halinde mevcut yatırımcının hissesinin korunması
- Bilgi alma ve raporlama hakları
- Rekabet yasağı (TBK m. 445: azami 2 yıl, coğrafi sınır zorunluluğu)
Türk hukuku açısından kritik bir kısıt: drag-along, anti-dilüsyon ve bazı imtiyaz hükümlerinin Amerikan hukukundaki karşılıklarıyla birebir ana sözleşmeye işlenmesi mümkün değildir. Bu hükümler hissedarlar sözleşmesinde düzenlenir ve yalnızca taraflar arasında bağlayıcıdır.
D. Vesting ve ESOP
Vesting (hisse hakediş planı), kurucu ortaklar veya kilit çalışanların şirketteki hisselerini belirli bir süre boyunca kademeli olarak hak etmesini sağlayan mekanizmadır. Türk hukukunda doğrudan “vesting” kavramına yer veren bir mevzuat bulunmamakla birlikte, TBK m. 170-176 kapsamında şarta bağlı işlem hükümleri ve TTK’nın pay devir düzenlemeleri çerçevesinde etkin vesting yapıları kurulabilmektedir.
Vesting mekanizmasında özellikle good leaver / bad leaver ayrımının ve hızlandırma (acceleration) koşullarının açıkça düzenlenmesi gerekmektedir. Şirketten iyi niyetle ayrılan (hastalık, şirketin satışı vb.) ile kötü niyetle ayrılan (rakibe geçiş, rekabet ihlali) kurucu için farklı hak kazanım sonuçları öngörülmesi, ilerleyen dönemde ciddi uyuşmazlıkları önler.
ESOP (Employee Stock Option Plan), çalışanlara belirli koşullar altında şirket hissesi edinme hakkı tanıyan plandır. Türkiye’de ESOP için özel bir kanun yoktur; TTK m. 463 kapsamında sınırlı bağışıklı sermaye artırımı ve TBK m. 184 vd. çerçevesinde ön sözleşme yapısı kullanılmaktadır. ESOP’ta en sık yapılan hata, opsiyonun kullanılması sırasında doğacak gelir vergisi stopajının çalışana önceden açıklanmamasıdır; bu durum ciddi memnuniyetsizliğe ve hatta hukuki uyuşmazlığa zemin hazırlayabilmektedir.
E. Melek Yatırımcı ve Vergi Avantajı
“Bireysel Katılım Sermayesi Hakkında Yönetmelik” kapsamında lisans almış melek yatırımcılar, yaptıkları yatırımlar üzerinden önemli vergi indirimi imkânından yararlanabilmektedir. Devlet desteği almış girişimlere yapılan yatırımlarda yatırım tutarının tamamı, diğer girişimlere yapılan yatırımlarda ise yüzde yetmişbeşi vergi matrahından indirilebilmektedir. Bu avantajdan yararlanabilmek için yatırımcının lisans sahibi olması ve şirketin anonim şirket statüsünde bulunması zorunludur.
V. DEVLET TEŞVİKLERİ: KAPSAMLI REHBERİ
A. Teknokent (Teknoloji Geliştirme Bölgesi) Avantajları
4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında teknokentlerde faaliyet gösteren firmalar, 31 Aralık 2028 tarihine kadar geçerli olmak üzere aşağıdaki vergi avantajlarından yararlanmaktadır:
- Kurumlar vergisi istisnası: Teknokent sınırları içinde üretilen yazılım, Ar-Ge ve tasarım faaliyetlerinden elde edilen kazançlar kurumlar vergisinden tamamen muaftır.
- Gelir vergisi muafiyeti: Ar-Ge, tasarım ve destek personelinin ücretleri gelir vergisinden muaftır. Destek personeli sayısı Ar-Ge personelinin yüzde onunu, 15 kişilik küçük ekiplerde yüzde yirmisini geçemez.
- KDV muafiyeti: Teknokent bünyesinde geliştirilen yazılımların Türkiye’de satışında KDV hesaplanmaz. Oyun, mobil uygulama, ERP, CRM ve eğitim yazılımları bu kapsama girmektedir.
- SGK işveren payı desteği: Teknokent personelinin maaşı üzerinden hesaplanan SGK işveren priminin yarısı Hazine tarafından karşılanmaktadır.
- Damga vergisi muafiyeti: Teknokent personeline ait bordroların damga vergisi alınmaz.
- Gümrük vergisi muafiyeti: Ar-Ge projeleri kapsamında ithal edilen ekipman ve teçhizat gümrük vergisinden muaftır.
Türkiye’nin en çok tercih edilen teknokentleri şunlardır: İTÜ ARI Teknokent (İstanbul), ODTÜ Teknokent (Ankara), Bilkent Cyberpark (Ankara), İzmir Teknopark ve Bursa Teknopark.
Önemli Not: Teknokent vergi avantajlarından yararlanmak için fiziksel olarak teknokent sınırları içinde faaliyet göstermek zorunludur. Yalnızca adresi teknokent olan, fiilen başka yerde çalışan şirketler bu avantajlardan yararlanamaz.
B. TÜBİTAK Destekleri
TÜBİTAK, Türkiye’nin en kapsamlı Ar-Ge ve inovasyon finansman kaynağıdır. Startuplar açısından öne çıkan programlar şunlardır:
- TÜBİTAK 1512 – BİGG (Bireysel Genç Girişimci): Üniversite mezunu genç girişimcilere yönelik, fikir aşamasından prototipe kadar geri ödemesiz hibe desteği sunan programdır. Başarılı girişimler için melek yatırımcı ağına erişim ve mentorluk da sağlanmaktadır.
- TÜBİTAK 1507 – KOBİ Ar-Ge Başlangıç Destek Programı: Ar-Ge projesinin yüzde yetmişbeşine kadar hibe desteği sunan; yazılım, donanım ve inovatif hizmet geliştirme projelerine yönelik bir programdır.
- TÜBİTAK 1601 – Yenilik Girişimcilik Alanlarında Kapasite Artırımı: Hızlandırıcı ve kuluçka programlarına yönelik kurumsal destektir.
TÜBİTAK desteği alan şirketler, aynı zamanda Ar-Ge harcamalarını kurumlar vergisi matrahından iki kez düşebildiği için (5746 sayılı Kanun kapsamında Ar-Ge indirimi) vergisel avantaj da elde etmektedir.
C. KOSGEB Destekleri
KOSGEB, KOBİ statüsündeki şirketlere yönelik çok sayıda destek programı sunmaktadır. 2024 yılında revize edilen sistemle KOSGEB, artık yalnızca fikir aşamasındaki değil; kurulmuş ve büyümek isteyen şirketlere de odaklanmaktadır. Başlangıç destek programında üst limit 1,5 milyon TL’ye yükseltilmiştir. Dijitalleşme, ihracata yönelme ve teknoloji tabanlı üretim alanlarındaki projeler öncelikli destek kapsamında değerlendirilmektedir.
D. Ticaret Bakanlığı – İhracat Odaklı Destekler
Yurt dışına yazılım veya teknoloji hizmeti ihraç eden şirketler, Ticaret Bakanlığı kanalıyla dijital pazarlama (Google/Meta/App Store reklamları) harcamalarının önemli bir bölümünü geri alabilmektedir. Bu destek, özellikle mobil uygulama ve SaaS modeliyle büyüyen girişimler için kritik bir nakit akışı avantajı sunmaktadır.
Ayrıca yurt dışına sunulan hizmetlerden elde edilen kazançların yüzde ellisi kurumlar vergisi matrahından indirilebilmektedir (5520 sayılı KVK). Mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, çağrı merkezi ve veri işleme hizmetleri bu kapsamda değerlendirilmektedir.
VI. TEKNOGİRİŞİM ROZETİ: YENİ BİR STATÜ
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, 3 Temmuz 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile “Teknogirişim Rozeti” düzenlemesini hayata geçirmiştir. Bu düzenleme, teknoloji ve yenilik tabanlı girişimlerin resmi olarak tanınmasına ve belgelenmesine ilişkin ilk sistematik çerçeveyi oluşturmaktadır.
A. Rozet Alma Koşulları
Teknogirişim Rozeti alabilmek için şu koşulların tamamının birlikte sağlanması gerekmektedir:
- Türkiye’de kurulu şahıs veya sermaye şirketi olmak
- KOBİ vasfını taşımak
- Bağımsız işletme statüsünde olmak
- Kuruluşundan itibaren en fazla on beş yıl geçmiş olmak
- Teknoloji ve yenilik tabanlı, ölçeklenebilir bir iş modeline sahip olmak
Teknoloji ve yenilik tabanlı olma kriterinin somutlaştırılmasında belirli eşdeğerlik koşulları tanımlanmıştır: bir teknoparktan veya TEKMER’den kabul almak ya da TÜBİTAK 1512/1812 programlarına dahil olmak bu kriteri doğrudan karşılamaktadır.
B. Başvuru Süreci ve Geçerlilik
Başvurular elektronik ortamda portal üzerinden yapılacak; değerlendirme Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nca yürütülecektir. Başvurular, Bakanlık tarafından yetkilendirilen değerlendirici kuruluşlar veya komiteler tarafından incelenecektir. Verilecek rozet üç yıl süreyle geçerli olup geçerlilik süresince girişimin koşulları korumaya devam etmesi zorunludur.
C. Rozetin Pratik Önemi
Teknogirişim Rozeti, ilk etapta sembolik görünse de orta vadede kritik işlevler üstlenme potansiyeli taşımaktadır. Kamu alımlarında, Ar-Ge destek başvurularında ve yabancı yatırımcılarla görüşmelerde resmi bir teknoloji girişimi statüsü belgesi işlevi görebilir. Ayrıca Bakanlığın ilerleyen dönemde rozet sahiplerine özgü teşvik ve kolaylıklar tanıması beklenmektedir. Bu nedenle uygun koşulları taşıyan girişimlerin rozet başvurusunu takvimine almanız önerilmektedir.
VII. KVKK UYUMU: GÖZ ARDI EDİLEN YÜKÜMLÜLÜK
Türkiye’de faaliyet gösteren her startup, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında çeşitli yükümlülükler altındadır. Bu yükümlülükler yalnızca büyük şirketlere değil; kullanıcı verisi işleyen her ölçekteki şirkete uygulanmaktadır.
Startup’ların en sık ihlal ettiği KVKK yükümlülükleri şunlardır: VERBİS’e (Veri Sorumluları Sicili) kayıt yükümlülüğü (yıllık cirosu 25 milyon TL’yi aşan veya 50’den fazla çalışanı olan şirketler için zorunludur); açık rıza ve aydınlatma metinlerinin usule uygun hazırlanması; veri işleme politikalarının dokümante edilmesi; ve veri ihlali bildirim yükümlülüğü (72 saat).
Kritik Not: KVKK uyumsuzluğu yatırım süreçlerinde ciddi bir engel oluşturmaktadır. Yatırımcının due diligence sürecinde VERBİS kaydının, rıza metinlerinin ve veri işleme politikalarının incelenmesi standart hale gelmiştir. Eksik KVKK uyumu, yatırımı şartlı kapatabilir veya geciktirebilir.
VIII. ÇIKIŞ STRATEJİLERİ: M&A VE DELAWARe FLIP
A. Şirket Satışı (M&A)
Startup ekosisteminde en yaygın çıkış yolu birleşme ve devralma (M&A) sürecidir. Bu süreçte hissedarlar sözleşmesinin drag-along ve tag-along hükümleri belirleyici rol oynar. Satış öncesinde kapsamlı bir hukuki, finansal ve vergisel due diligence yapılması hem alıcı hem de satıcı açısından zorunludur.
B. Delaware Flip
Uluslararası VC fonlarından yatırım almayı hedefleyen Türk girişimler, zaman zaman Delaware C-Corp yapısına taşınmayı (“flip”) tercih etmektedir. Bu yapıda Türkiye operasyonları bir bağlı şirket olarak sürdürülürken ana şirket Delaware’de kurulmaktadır. Görünürde cazip olan bu yapı, uygulamada ciddi transfer fiyatlandırması riskleri doğurmaktadır. 5520 sayılı KVK m. 13 uyarınca, Delaware ana şirketin Türkiye bağlı şirketine uyguladığı IP lisans bedeli emsallerine aykırıysa Türkiye’de örtülü kazanç dağıtımı sayılarak vergi ziyaı cezası ve faiz hesaplanabilmektedir. Bu nedenle Delaware flip öncesinde mutlaka vergi uzmanı ve girişim hukukçusundan birlikte görüş alınması tavsiye edilmektedir.
IX. UYGULAMADA YAPILAN YAYGIN HATALAR
Türk startup ekosisteminde hukuki açıdan en sık karşılaşılan hatalar şu şekilde sıralanabilir:
- IP devrinin yapılmaması: Kurucunun şahsi mülkiyetinde kalan yazılım, marka veya patent, ilerleyen aşamada şirketle kurucu arasında derin bir uyuşmazlığa dönüşebilir.
- Vesting olmadan hisse dağıtımı: Başlangıçta hisselerini alan ancak kısa süre sonra ayrılan bir kurucu ortağın şirkette önemli bir hissedar olarak kalmaya devam etmesi, hem yeni yatırım almayı hem de şirketi yönetmeyi neredeyse imkânsız kılar.
- KVKK uyumsuzluğunu öteleme: Due diligence sürecinde ortaya çıkan KVKK eksiklikleri yatırım kapatma sürecini ciddi ölçüde geciktirebilir.
- Tek taraflı hissedarlar sözleşmesi: Yatırımcı tarafından hazırlanan standart sözleşmeyi hukuki inceleme olmaksızın imzalamak, kurucu aleyhine anti-dilüsyon, drag-along ve tasfiye imtiyazı hükümlerine rıza göstermek anlamına gelebilir.
- Marka tescilini erteleme: “Henüz markayı koruyacak bir değerimiz yok” anlayışıyla ertelenen tescil, rakiplerin önce davranmasıyla telafi edilemez zarara dönüşebilir.
- Rekabet yasağını süresiz veya coğrafi sınır olmaksızın düzenleme: TBK m. 445 uyarınca hâkim tarafından sınırlandırılacak bu hüküm, istenilen korumayı sağlamaz.
X. SONUÇ
Türkiye’de girişim kurmak; yalnızca ticaret siciline başvurmaktan ibaret değildir. Doğru şirket yapısının seçimi, fikrî mülkiyetin en başından şirket bünyesine alınması, devlet teşviklerinin zamanında ve doğru başvuruyla kullanılması, yatırım süreçlerinde uluslararası standartları Türk hukukuna adapte eden belgelerin hazırlanması ve KVKK uyumunun sağlanması; birbirinden bağımsız değil, bütüncül bir hukuki planlama gerektiren adımlardır.
3 Temmuz 2025’te yürürlüğe giren Teknogirişim Rozeti düzenlemesi, devletin startup ekosistemini yasal zemine oturtma yönündeki en somut adımıdır. Bu adım, ilerleyen dönemde rozet sahiplerine yönelik ek teşvik ve kolaylıkların kapısını aralamaktadır.
Hukuki süreçlerde erken müdahale belirleyicidir. Kuruluş aşamasında uzman bir girişim hukukçusundan alınan destek; hem hak kayıplarını önler hem de ilerleyen yatırım turlarında “temiz” bir hukuki yapı sunarak şirketi küresel sermayeye açık hale getirir.


