Çek Konusunda Uygulamada Sıklıkla Yapılan Hatalar

ÇEK KONUSUNDA UYGULAMADA SIKLIKLA YAPILAN HATALAR VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Uygulamada bazen teminat, bazen de ödeme aracı olarak tanzim edilen çeklerin alınması sürecinde yapılabilecek ve uygulamada da sıklıkla görülen bazı hatalar; kimi zaman borçluların çekten kaynaklı sorumluluklarından kurtulmalarına neden olabilmektedir.

Bu noktada hukuk doktrinde yazarların ve Yargıtay’ın özel önem atfettiği bazı önemli hususları vurgulamak; söz konusu hataların gerçekleşmesine engel olabilecektir.

  1. Tüzel Kişilerde Yetkili Kişi Araştırması Yapılmalıdır

Çek veya senede tüzel kişi (şirket) adına imza atan kişinin –çekin imza tarihinde- ilgili tüzel kişinin resmi temsilcisi olup olmadığı araştırılmalıdır. Zira tüzel kişi adına imza atan kişinin aslında o tarihe şirket yetkilisi olmadığı imza incelemesi sırasında anlaşıldığında takibin durdurulmasına karar verilmektedir. Geçerli bir yönetim kurulu kararına dayanmaksızın temsilci tayin edilen kişilerin şirket adına yapacakları işlemler geçersizdir. Bu sebepten ötürü tüzel kişiliğe dair her türlü resmî belge ve sicil kaydı temin edilerek imza atan kişinin şirketi borç altına sokmaya yetkili olup olmadığının tespiti önem arz eder. Belirtmek gerekir ki; ticari mümessil olarak atanan kişiye özel yetki verilmemiş olsa da Yargıtay’a göre imzaladığı senetler şirketi borç altına sokar. Söz konusu belgede yetkinin kapsamı da özel olarak incelenmeli; eğer şirket iki kişinin birlikte imza atmasını borç altına girmek için şart olarak koştuysa işbu iki kişinin de imzasının alınmasının gerektiği unutulmamalıdır.

  1. İmza Huzurda Attırılmalıdır

Huzurda atılmayan imzanın kime ait olduğu bilinemeyeceğinden ve dolayısıyla borçlu olarak belirlenen kişiye ait olmama riski bulunduğundan çek ve senet teslim alındığında mutlaka ilgili muhatabın imzası yetkililerimizin gözü önünde atılmalıdır. Zira Yargıtay’a göre imzaların huzurda atılmasını sağlamadan çeki alan alacaklı imzaya itirazı kabul edilen borçluya karşı başlattığı takipte ağır kusurlu olarak kabul edilir.

  1. İmza Sirküleri Kontrol Edilmelidir

İmza atacak kişinin Noter tarafından tasdik edilmiş imza sirkülerindeki imzası ile atılan imzanın kıyaslanması da özel olarak dikkat edilmesi gereken bir koşuldur.         Her ne kadar yapılacak bir bilirkişi incelemesinde; imzaların aynı el ürünü olduğu anlaşılabilir olsa da bu ihtimalin yerel yargılama koşullarında tespit edilememe riski de mevcuttur.

  1. İleri Tarihli Çeklerde Ayrıca Çeke Dair Bilgilerinin Yazılı Olduğu Bir Belge Alınmalıdır

Bilindiği üzere çekte vade olmasa da uygulamada neredeyse tüm çekler ileri tarihli olarak imzalanmaktadır. Bu özelliği kötü niyetli olarak kullanan bazı şirketler; şirket yetkilisine ileri tarihli çek imzalatıp, bu çeklerde yazılı tarihe yakın tarihte şirket yetkililerini değiştirerek çek takibe konulduğunda yetkisiz imza atıldığı itirazında bulunabilmektedirler.

Bu yönde bir rizikoya uğranılmaması adına tavsiye olunan yöntem; çekin tanzim ve ödeme tarihini, çeke atıf da yaparak, çeki düzenleyenin imzasını içeren ayrı bir yazılı bir belge düzenlemek olarak kabul edilir.

  1. Çekte Keşide Yeri Olarak İdari Bir Birim Yazılmalı, Kısaltma Kullanılmamalıdır

Uygulamada bazı kötü niyetli borçluların kasıtlı olarak idari olmayan bir birimi keşide yeri olarak yazdıkları ya da kabul edilmeyen/çelişki doğuran kısaltmalar kullandığı görülmektedir. Örneğin Nişantaşı idari bir birim değildir; en azından kasaba-belde adı yazılmalıdır. Bu noktada Nişantaşı değil, Şişli yazılması yeterlidir. Bununla birlikte keşide yerinde “Ant.” gibi kısaltmalar kullanılmakta olup; “Ant.” kısaltmasının Antalya mı Antakya mı olduğu gibi ikilemlerin ve muğlakların oluşması riskinden ötürü emin olunan yerler için dahi kısaltma kullanılmaması önemle tavsiye olunur. İşbu hususlarda hata edilmesi halinde keşide yeri unsuru eksik kabul edilir ve bundan ötürü kambiyo senedine dayalı takip gerçekleştirilemez.

  1. Elden Ödeme Halinde Senedin Geri Alınması ve Ödemelerde Senede Açıkça Atıf Yapılması Gerekir

Borçlu olunan bir çekin ödenmesinden sonra senedin geri alınmaması halinde sonradan borçlu olunmadığı dava ile ispat edilse dahi senet tedavüle konulduğunda çeki ciro alan yeni hamil senedi yine takibe koyabilir. Aynı şekilde ödemelerde hangi senetten kaynaklanan borca dair olduğu açıkça belirtilmelidir.

  1. Çekin Mücbir Sebeple İbrazının Yapılmaması

Bilindiği üzere çeklerde takip yapılabilmesi için bankaya veya takas odasına süresinde ibraz zorunludur. Ne var ki çekin kaybolması ya da çalınması halinde çekin bankaya tarihinde ibraz edilememe riski mevcuttur. Uygulamada çek iptal davası daha sıklıkla gerçekleştirdiğimiz ve tercih ettiğimiz yöntem olmakla birlikte; durumun bankaya bildirilmesi ve sonrasında çekin bankaya ibrazı halinde ek konulması da rastlanılan farklı bir senaryodur. Burada çek hamili olarak şirketimizin mücbir nedeni cirantaya yazılı olarak ihbar etmesi ve engelleyici mücbir sebep ortadan kalkar kalkmak çeki ibraz etmesi gerekecektir.

  1. Çekte Şirket Kaşesi Dışına Atılan İmza Yalnızca Şirketi Bağlayacaktır

Borçlu, çek üzerinden şirket kaşesi üzerine imza atması halinde kaşesi bulunan şirket borçlu durumuna gelir. Bu noktada borçlu şirket kaşesi dışına atılması halinde imza atanın olası “şirket adına imza attım, şahsi borcum değildir” yönündeki itirazı kabul görmez ve kaşe dışına imza atan kişinin şahsi malvarlığına gidilebilecektir.

  1. Taraflara Ait Yazılarda İmza İle Yazı Arasında Çok Büyük Boşluk Bırakılmamalıdır

Taraflar adına hazırlanan her türlü senet, çek ve sair evrakta genelde son sayfalarda yazının bittiği yer ile sayfa sonunda atılan imza arasında büyük boşluklar bırakılmaktadır. Bu şekilde tanzim edilen belgenin ise sonradan tarafların iradesi ve menfaatleri dışında doldurulması riski mevcuttur. Söz konusu istenemeyen rizikoların gerçekleşmesini bertaraf etmek için imzayı yazının hemen bitimine atmak ya da aradaki boşluğu sonradan doldurmayı engellemek amacıyla çizmek akla gelebilecek birtakım önlemlerden bir kaçıdır.

  1. Çek Temin Edilirken Borçlu Şirketin İflas Ertelemesi ya da Takip Yapılmaması Tedbirlerinin Verilip Verilmediği Sicillerden ya da Bankalardan Araştırılmalıdır.

Tanınmayan firmaların çek ya da sair senetleri alındığında ticaret sicil müdürlüklerinden ve bankalardan söz konusu firmalar hakkında takip yasağı kararı ya da iflas ertelemesi kararının olup olmadığı araştırılmalıdır.