İmzasız Sözleşme Olur Mu?
Uygulamada yaygın olan kanaat; bir sözleşmenin taraflarca metin üzerine ıslak imzalarının atılması ile geçerlilik kazanacağı, bir diğer deyişle imzalar tamamlanmadan sözleşmenin yürürlüğe girmeyeceği yönündedir. Peki, bu kanaat doğru mudur? İşte bu bilgilendirme metninde sözleşmenin yürürlüğe girmesi için imza atılmasının şart olup olmadığı ele alınmaya çalışılacaktır.
- BORÇLAR KANUNU’NUN GENEL YAKLAŞIMI
Türk Borçlar Kanunu (Bundan böyle kısaca “TBK” olarak anılacaktır), 649 maddelik uzun metnine bir sözleşmenin nasıl kurulmuş sayılacağına dair ilk maddesi ile başlar. Gerçekten de TBK madde 1 “Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir.” hükmünü ihtiva eder.
Görüldüğü üzere, TBK sistematiğinde sözleşmenin kurulmasına yol açan irade açıklamalarının açık olduğu kadar örtülü olmasının da mümkün olduğu açıkça kabul edilmiştir. Buradan hareketle, sözleşmenin bağlayıcı unsuru olduğu yönünde yaygın bir kanaat olan ve en net açık irade açıklamalarından biri olan “imza” olmaksızın da iradenin açıklanabilmesi ve bunun sözleşmenin kurulması için yeterli sayılması mümkündür.
Elbette bir sözleşmenin imzasız olmasının; tarafların hukuka uygun şekilde sözleşme metnine atacakları imzaları içeren bir sözleşme ile aynı ispat kuvvetine sahip olmayacağı unutulmamalıdır. Zira, imza içermeyen bir metnin sözleşmenin taraflarının ortak iradeleri ile hazırlanan bir metin olduğunun ispatı, usul hukukunun zorlayıcı kuralları kapsamında sair deliller ile sağlanmaya çalışılacaktır ki bu da her zaman beklenen sonucun elde edilmesini sağlamayabilmektedir.
- YAZILI ŞEKİL ŞARTI KAVRAMI
Kanun Koyucu, bazı tipik sözleşmelerinin geçerlilik kazanması için belirli şekil şartlarını muhtelif kanun ve düzenlemelerde öngörebilmektedir. Ticaret şirketlerinin esas sözleşmeleri, esas sözleşme değişiklikleri, sermaye artırımı ile şirketlerin birleşmesi, bölünmesi ve tür değiştirmesi; ticari işletmenin devri, şirket paylarının devri ve cari hesap sözleşmeleri; finansman ve finansal kiralama sözleşmeleri ile genel alacak tahsili sözleşmeleri; kefalet ve gerçek kişiler tarafından verilen kişisel güvenceler; alacağın devri ve kıymetli evrakın düzenlenmesi ile cirosu; fikrî hakların devri veya kullandırılması ile tescilli markalar üzerinde rehin ve lisans kurulması; taksitle satış, bazı tüketici işlemleri ve yayım sözleşmeleri Kanun Koyucu tarafından yazılı şekle tabi tutulmuş işlemlere örnek teşkil etmektedir.
TBK madde 12/2 uyarınca; “Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz.” İşbu açık düzenleme uyarınca kanunda yazılı şekil şartına bağlanmasına rağmen tarafların yazılı şekle uymaksızın tanzim ettikleri ve doğal olarak iradelerini ortaya koyma aracı olan imzalarını içermeyen bir metin hiçbir şekilde geçerlilik kazanmayacak ve taraflar için hüküm doğurmayacaktır.
- ŞEKİL ŞARTI OLMAYAN SÖZLEŞMENİN YÜRÜRLÜĞE GİRME KOŞULLARI
TBK’da herhangi bir şekil şartına bağlanmamış sözleşmeler bakımından temel ilke “şekil serbestisi”dir.
Bu tür sözleşmeler;
- e-posta yazışmaları,
- mesajlaşmalar (WhatsApp vb.),
- teklif ve kabul içeren ticari yazışmalar,
- tarafların fiili davranışları (ifa hareketleri),
gibi araçlarla kurulabilir.
Örneğin; bir tarafın fiyat ve şartları içeren bir teklif e-postası göndermesi ve diğer tarafın bu teklifi kabul ettiğini yine e-posta ile bildirmesi halinde, ortada imzalı bir metin bulunmasa dahi geçerli bir sözleşmenin kurulduğu kabul edilebilir.
Benzer şekilde, tarafların sözleşme metnini imzalamamış olmalarına rağmen edimlerini ifa etmeye başlamaları (örneğin mal teslimi veya hizmet sunumu) da sözleşmenin kurulduğuna güçlü bir karine teşkil eder. Ancak burada kritik husus, bu irade uyuşmasının somut delillerle ispat edilebilir olmasıdır.
- TARAFLARIN İRADİ OLARAK ŞEKİL ŞARTI OLMAYAN SÖZLEŞMELERİ BİR ŞEKLE SOKMALARI
TBK’nun 17. maddesi uyarınca, kanunen herhangi bir şekil şartına tabi olmayan bir sözleşme dahi, tarafların kendi iradeleriyle belirli bir şekle bağlanabilir ve bu durumda söz konusu şekle uyulması, sözleşmenin geçerliliği açısından zorunlu hale gelir.
“İradi şekil” olarak adlandırılan bu durumda, örneğin tarafların “işbu sözleşme yazılı olarak imzalanmadıkça yürürlüğe girmez” şeklinde bir kayıt koymaları halinde, artık imza yalnızca bir ispat aracı değil, sözleşmenin kurulması için kurucu bir unsur niteliği taşır.
Bu çerçevede, taraflar sözleşmenin esaslı unsurlarında mutabakata varmış olsalar, hatta fiilen ifaya başlamış bulunsalar dahi, kararlaştırılan şekil şartı (örneğin yazılı ve imzalı olma şartı) yerine getirilmedikçe sözleşme hukuken kurulmuş sayılmaz ve taraflar bakımından bağlayıcılık doğurmaz.
Nitekim TBK m. 17’nin sağladığı bu koruma, sözleşme özgürlüğünün bir yansıması olarak tarafların kendi belirledikleri şekil kurallarına uyulmasını güvence altına almakta; özellikle ticari ilişkilerde sözleşmenin hangi anda ve hangi koşullarda yürürlüğe gireceğinin açıkça belirlenmesine imkân tanımaktadır. Bu kapsamda, yalnızca “yazılı şekil” kararlaştırılmışsa, yazılı şekle ilişkin yasal hükümler (imza dahil) uygulanacak olup, aksi halde yapılan işlemler geçerlilik kazanmayacaktır.
- SONUÇ
Netice itibarıyla “imza” bir sözleşmenin geçerli sayılması için net bir kriter olmayıp, genel kural uyarınca imza içermeyen sözleşme, tarafların kanıtlanabilir irade açıklamaları ile kurulduğu ortaya konduğu ölçüde geçerli sayılır ve hüküm doğurur.
Ancak;
- Kanunun şekil şartı öngördüğü hallerde imza zorunludur ve yokluğu geçersizlik sonucunu doğurur.
- Tarafların kendi iradeleriyle imzayı geçerlilik şartı haline getirdikleri durumlarda, imza olmaksızın sözleşme yürürlüğe girmez.
- İmzasız sözleşmelerde en büyük risk, geçerlilikten ziyade ispat güçlüğüdür.
Bu nedenle uygulamada, hukuki riskleri minimize etmek adına sözleşmelerin mümkün olduğunca yazılı ve imzalı şekilde düzenlenmesi, özellikle ticari ilişkilerde tartışmasız bir güvenlik alanı yaratmaktadır.


